Uygulama Alanları

Uygulama Alanları

Uygulama Alanları

Yaşam Dönemleri ve Varoluşsal Denge

Yaşam Dönemleri ve Varoluşsal Denge

Sosyal ve profesyonel rollerin getirdiği duygusal yükleri düzenlemek; dış dünyadanın beklentileri ile kişinin içsel hedefleri arasında dengeli bir köprü kurmak

Sosyal ve profesyonel rollerin getirdiği duygusal yükleri düzenlemek; dış dünyadanın beklentileri ile kişinin içsel hedefleri arasında dengeli bir köprü kurmak

Service Image
Service Image
Service Image

Hayat, ucu bucağı görünmeyen uzun bir kumaş gibidir ve bu kumaşın üzerinde her gün, her an yeni bir ilmek atılır. Çoğu zaman bu süreç fark edilmez; parmaklar alışır, iğne kendiliğinden akıp gider. Ancak bazı anlar gelir ki, o kumaşın önünde kalakalınır. Elindeki iğne ağırlaşmış gibi gelir, kolu kıpırdatmak zorlaşır.

Ergenliğin fırtınalı ilk eşiğinden, sınav salonlarının soğuk sessizliğine; meslek seçiminin ağırlığından, iş yaşamındaki büyük yol ayrımlarına kadar... Tüm bu anlar, insanın varoluşsal eşikleridir.

Zihin bu evrelerde şunu söyleyebilir: "Eğer bu ilmek yanlış atılırsa, tüm örgü sökülür. Tüm emekler boşa gider. Kumaş geri dönülemez şekilde bozulur." Bu düşünce yapısı, karar verme süreçlerini birer yük haline getirir.



Karar Vermenin Ağırlığı: Seçmek, Vazgeçmektir

Her seçim aslında binlerce diğer ihtimalin sonudur. Bir yol seçildiğinde, diğer tüm yollara veda edilir. Bu durum, karar vermeyi ağır bir sorumluluk gibi hissettirir.


Eşiklerde Durmak: Sınav seçimleri ya da kariyer basamakları gibi dönemlerde yaşanan o "karar verememe" hali, aslında hayatın kontrolünü ele almanın getirdiği büyük sorumluluğu üstlenmekteki zorluktur.


Belirsizlik ve Kaygı: Geleceğin belirsizliği, yaşam ritmini bozan bir gürültüye dönüşebilir. Ancak bu kaygı, aslında yaşamın ve özgürlüğün en somut kanıtıdır.



Dışarıdaki Gürültü ve İçerideki Ses: Gerçek İhtiyaç Nedir?

Hayatın hızı ve toplumun beklentileri, bazen iç sesi sessizleştirebilir. "Başkaları ne der?", "Aile ne bekler?", "Doğru olan hangisi?" gibi sorular daha yoğun duyulur. Kişinin kendi ihtiyacını fark etmesi, ruhun derinliklerine bakmayı gerektirir.

Belki kişiyi korkutan ama içten içe heyecanlandıran o "ilmek", diğer insanlar tarafından "yanlış" olduğu düşünülen bir tercihtir. Ancak bir hata olsa bile, o tercih örgünün en özgün desenine dönüşebilir.



Sonuçları Göze Almak: Kendi Hayatının Merkezinde Konumlanmak

Karar vermek sadece bir eylem değil, bir duruştur. İş yaşamında bir istifa, ergenlikte bir kimlik arayışı ya da yeni bir şehre taşınmak... Bu kararların sonucunda yaşanacak zorlukları peşinen kabul edebilmek, varoluşsal dengenin anahtarıdır. Kendi kararlarının arkasında durabilen bir kişi; hayatın, ilişkilerin ve eşiklerin içinde kaybolmak yerine, hayatının merkezinde güvenle konumlanır.


Psikoterapi süreci, bu eşiklerde duran kişiye "nereye gitmesi gerektiğini" söylemek değil; o yolu yürüyecek gücü ve kendi sesini duyacak sessizliği bireye sunmaktır.



"Seçimler, ruhun imzasını taşıyan en hakiki eserlerdir."