Uygulama Alanları

Uygulama Alanları

Uygulama Alanları

Kişilik Yapılanması ve İçsel Dinamikler

Kişilik Yapılanması ve İçsel Dinamikler

Kişiliğin derin katmanlarını ve ruhsal yapının temel taşlarını anlamlandırmak; kişinin kendisiyle, çevresiyle ve yaşamla kurduğu ilişkiyi daha işlevsel hale getirmek

Kişiliğin derin katmanlarını ve ruhsal yapının temel taşlarını anlamlandırmak; kişinin kendisiyle, çevresiyle ve yaşamla kurduğu ilişkiyi daha işlevsel hale getirmek

Service Image
Service Image
Service Image

Her kişiliğin kendine has bir “örgütlenme” biçimi vardır. Bazı kişilik yapıları daha tutarlı ve dengeli iken bazı kişilikler ise fırtınalı ve değişken olabilir. Dünyayı, kendimizi ve başkalarını nasıl gördüğümüz, kişiliğimizin örgütlenmesine bağlıdır. 


Dış Cephe

Kişiliği bir eve benzetirsek dışarıdan ilk görülen genellikle “dış cephedir.” Dış cephe (savunmalar) evin mimarisi hakkında fikir verebilir, evin içindeki gerçek yaşamı hissettirebilir. Ne var ki kişilik sadece insanların önünden geçtiği o gösterişli veya sade "dış cephe" değildir; o kapıdan içeri girdiğinizde sizi karşılayan koca bir dünyadır.


Kolonları Güçlendirmek

O duvarların ardındaki odalar, koridorlar, kolonlar ve eşyalar kişiliğin çekirdek katmanıdır. Dış cephenin boyasını değiştirmek nispeten daha kolaydır. 

Ancak bir fırtına çıktığında evi ayakta tutacak olan kolonları içeriden sağlamlaştırmak (egoyu güçlendirmek) emek gerektiren bir süreçtir. Bazı kolonlardaki eksik malzeme kullanılmışsa bugünün yetişkin kaynaklarıyla doldurulması hedeflenir. 


Gizli Kalmış Odalar

Bazı evlerin hiç girilmemiş odaları olabilir. Zorlayıcı olsa da bu odalara bakmak (bastırılan duygulara temas etmek) aslına bu odaları evin işlevsel yapısında dahil etmektir. Kişinin kendi evinin her köşesini tanıması ve hiçbir odadan çekinmeden dolaşabilmesi özgürleştiricidir. O kilitli kapıların arkasında sadece tozlu anılar ya da korkular beklemez. Aslında orada, yaşama dair en büyük potansiyeller gizlidir. 


Emanet Mobilyalardan Özgün Dekorasyona

Çoğu insan, evinde “başkalarından miras kalan" mobilyalarla yaşar. Bu mobilyalar; anne-babanın sesleri, toplumun dayattığı kalıplarıdır. İşe yarayan, işlevsel olanları tutup; kişiye ait olmayan sadece yer kaplayan eşyalar yerine özgün mobilyalar dahil edilir. Bu sayede kişi kendi evinizde hareket edecek alan bulmaya başlar.


Duvarların Rengini "Öz İhtiyaçlara" Göre Belirlemek

Belki de yaşamın karmaşasıyla duvarların rengi aşınmış ya da başkası tarafından boyanmış olabilir. Bu renk şu anki ihtiyacı karşılamıyor olabilir. Dekorasyon aşamasında kişi, "Ben gerçekten neyi seviyorum? Benim ihtiyacım olan, beni tam olarak yansıtan ne?" sorularını sormaya başlar.


Işığı ve Havayı Yönetmek: "Pencerelerin Ayarı"

Işığın girmesi için pencereleri açmak evin havasını değiştirir; ancak bu pencerelere nasıl "perdeler" takılacağı da önemlidir. "Sağlıklı sınırlar" kurmak, evin pencerelerini hem manzarayı görecek kadar açık hem de mahremiyeti koruyacak kadar korunaklı hale getirmektir.



Sonuç: “Evim evim güzel evim” diyebilmek


En nihayetinde evi bir gün "saray", diğer gün "zindan" gibi görmeden tüm parçaları aynı evin içinde kabul edebilmeyi sağlayabilmek önemlidir. Dış cephe ile evin içinin birbiriyle uyumlu ve kişinin kendini yansıtan bir yapı oluşturabilmesi özgürleştirir. 

Asıl mesele, o evin içinde sadece bir misafir gibi değil; evin gerçek sahibi gibi yaşamak, kendi içinde huzurla oturmaktır.


"Kişilik, dışarıya ne gösterdiğinizden ziyade, kapılar kapandığında içeride kendinizle nasıl bir evde yaşadığınızdır."