sanat

sanat

sanat

denge

denge

denge

gelişim

gelişim

gelişim

Ruhsal Bir İhtiyaç Olarak Sanat

Ruhsal Bir İhtiyaç Olarak Sanat

Blog Image
Blog Image
Blog Image

Alain de Botton ve John Armstrong, "Terapi Olarak Sanat" (Art as Therapy) adlı eserlerinde sanatın sadece estetik bir zevk aracı olmadığını, aynı zamanda psikolojik yaralarımızı sarmaya yarayan bir "araç" olduğunu savunur. Onlara göre sanat, zihnimizin yetersiz kaldığı noktalarda bize destek olan bir “protez” gibidir. Sanat bu noktada ruhun eksik parçalarını tamamlayan bir onarım aracıdır.


Alain de Botton’a göre sanatın 7 iyileştirici işlevi:


1) Hatırlama

İnsan zihni, bazı anları ve duygusal detayları unutmaya meyillidir. Sanat, bizim için kıymetli olan ama zamanla solmaya yüz tutan duyguları, kişileri veya atmosferleri "dondurarak" muhafaza eder. Tıpkı bir fotoğrafın bir anı dondurması gibi, sanat da ruhumuzdaki o yaşantıları unutturmaz. Bir tablo veya müzik aracılığıyla, aslında neyi sevdiğimizi ve neyin değerli olduğunu kendimize hatırlatırız.


2) Umut

Botton’a göre, sanatın "güzel ve neşeli" olması bir kaçış değil, bir ihtiyaçtır. Bazen dünya zor ve kasvetli bir yer gibi gelir. Sanat eserleri ise hayatın hala sunabileceği iyi şeyler olduğunu hatırlatarak bizi iyimserliğe teşvik eder. Dünyanın sadece karanlıktan ibaret olmadığını gösterir. Bu, gerçeklerden kaçmak değil, zorluklarla başa çıkmak için gereken enerjiyi depolamaktır.


3) Acıyı Onurlandırma

Sanat sadece neşe vermez; aynı zamanda acımızı "soylulaştırır". Hüzünlü bir müzik veya melankolik bir resim, acımızın sadece bize özel olmadığını, insanlık durumunun bir parçası olduğunu gösterir. Bu sayede acımız karşısında kendimizi daha az yalnız hissederiz. Sanat, acıyı ortadan kaldırmaz ama acıya bir biçim vererek onu katlanılabilir kılar


4) Dengelenme

İnsan ruhu, doğası gereği sürekli yer değiştiren bir “ağırlık merkezine” sahiptir. Bazen fazla rasyonel, bazen fazla kaotik, bazen çok kırılgan anlarımız olabilir.  Sanat, bu merkezin uçlara savrulduğu anlarda bizi denge noktasına geri çeken estetik bir karşı ağırlıktır. Örneğin, çok disiplinli ve katı bir hayat yaşayan biri, soyut ve akışkan bir tablodan etkilenerek içsel dengesini bulabilir. Kendi ruhsal yapımızda eksik kalan parçaları (neşe, sükunet, cesaret) sanat yoluyla fark eder ve ruhumuzu yeniden hizalarız.


5) Kendini Anlama

İç dünyamızda tanımlayamadığımız, kelimelere dökemediğimiz karmaşık duygular vardır. Bir sanat eserine baktığımızda "İşte tam olarak böyle hissediyorum!" dediğimiz an, sanat bize ayna tutmuş olur. İç dünyamızı somut bir forma kavuşturur. İçimizdeki yabancı bölgeleri keşfetmemize ve kendimizi daha iyi ifade etmemize alan açar.


6) Gelişim ve Büyüme

Sanat, bizi alışık olduğumuz bakış açısından çıkarır ve başkalarının deneyimlerine açar. İlk bakışta bize yabancı veya anlamsız gelen bir eserle bağ kurmaya çalışmak, empati yeteneğimizi ve hayata bakışımızı genişletir. Bu, önyargılarımızı kırmanın, zihin sınırlarımızı genişletmenin ve duygusal olarak büyümenin bir yoludur.


7) Takdir Etme

Modern hayat bizi "sıradan" olanı küçümsemeye veya görmezden gelmeye iter. Oysa sanat, gündelik olanın (bir meyve tabağı, güneşin bir duvara vuruşu, eski bir ayakkabı) içindeki gizli güzelliği ve değeri gösterir. Alışkanlığın getirdiği o "duyarsızlık" perdesini aralar. Sahip olduğumuz hayatın içindeki detayları yeniden fark eder ve onları takdir etmeye başlarız.


Özetle; Botton için sanat bir müze nesnesi değil, ruhsal bir limandır. "Duygusal ihtiyacımız" ne ise, ona uygun bir sanat alanına yönelmek iyileştirici bir etki yaratır.



Kaynakça:

De Botton, A. ve Armstrong, J. (2015). Terapi Olarak Sanat. (S. Atay, Çev.). Sel Yayıncılık.

Demir, V. (2019). Sanat Terapisi: Kuramsal Temeller ve Uygulama Alanları. Nobel Akademik Yayıncılık.

Blog

Blog

Blog

Diğer Yazılar