iç huzur

iç huzur

iç huzur

içsel temas

içsel temas

içsel temas

sevgi

sevgi

sevgi

Kendilikle Kurulan Onarıcı Bağ ve Öz-Şefkat

Kendilikle Kurulan Onarıcı Bağ ve Öz-Şefkat

Blog Image
Blog Image
Blog Image

"Önce kendini sevmelisin." Bu cümle, popüler kişisel gelişim retoriği gibi sunulsa da, hakikati bu klişelerden çok daha köklü bir anlam taşır. Kendini sevmek; geçici bir teselli veya narsistik bir hayranlık değil, kişinin kendi değerini içsel bir kaynaktan almasıdır.


Ruhsal Sızma: Dibi Delik Bir Kovayı Doldurma Çabası

İç dünya bir kaba benzetelim. Eğer bu kap, çocukluk döneminde kurulan ilişkilerinden gelen hasarlarla çatlamışsa, dışarıdan gelen herhangi bir takdir veya ilgi o boşluğu kapatmaya yetmeyebilir. Değerlilik hissini sürekli dış kaynaklarda (başarıda, onayda veya ötekinin bakışında) arama eğilimi, dibi delik bir kovaya su taşımaya benzer. Sevginin dışarıya sızıp kaybolmaması için önce kendilik bütünlüğü ile muhafaza edilmesi gerekir.


Miras Kalan Sesleri Ayrıştırmak

Bu "öğrenilmiş uyarılar" yerine, şefkatli bir iç sesi yaşama dahil etmek, iyileşmenin en kadim adımıdır.

Zihinde yankılanan o acımasız eleştirmen gerçekten bize mi ait? "Yetersizsin" diyen o sesin tonu dikkatle dinlendiğinde, bazen geçmişin içselleştirilmiş sesleri duyulur. Öz-şefkat, bu sesi duymamaya çalışmak değil; onu ayrıştırmaktır. Bu ses, belki de vaktiyle kişiyi korumaya çalışan ama artık işlevini yitirmiş bir ebeveyn kaydıdır. Bu "öğrenilmiş uyarılar" yerine, kendimize ait olan sesi yaşamımıza dahil etmek içsel dengeyi sağlamak için en önemli eşiktir.


Kendiliğin Seçici Geçirgen Çeperi: Sınırlar

Sınır koymak, dünyayla aramıza aşılmaz bir duvar örmektense; kendiliğe ait olanı koruyan, nefes alan bir çeper inşa etmektir. Bu çeper, içeriye kimi davet edeceğine ve hangi sesin dışarıda kalacağına karar verilen bir seçici geçirgenlik alanıdır. "Hayır" denilen bazı anlarda, aslında kendilik alanına "evet" demektir. Bunun anlamı, bazen ötekini hayal kırıklığına uğratma pahasına kendi eksenine sadık kalmaktır. Bu hat, bir duvarın sertliğinden ziyade bir çeperin koruyucu esnekliğine sahip olduğunda; ilişkiler işgal edilmeden, sahici bir zeminde vücut bulur.


Kendi Hikayesinin Baş Yazarı Olmak

Yetişkinlik, başkasının yazdığı senaryoyu oynamak değil, kalemi eline alıp hikayeyi devralmaktır. İçteki kırılgan çocuğun elinden tutacak "nihai bir kurtarıcı" bekleme eylemi terk edilir; çünkü o kurtarıcı artık kişinin yetişkin tarafıdır. Kişi, kendine ihtiyacı olan ebeveynliği yapabilmeyi başardığında; kendi çocuk tarafına kapsayıcı şefkati bizzat sunabilir. 


"Gri"de Buluşmak ve Bütünleşme

Zihin, bazen dünyayı "ya mükemmel ya da berbat" şeklinde iki uca savurur. Oysa insan, ne kusursuz ne de sadece gölgeden ibarettir. Gerçek öz-şefkat, bu siyah ve beyaz ipliklerin arasından kendi özgün spektrumunu yaratabilmektir. Hataları ve başarıları aynı kumaşta barındırabilmek, ruhun söküklerini kabul ederek yeniden bütünleşmektir.


Ruhun Meskeni: Bedene Hürmek Etmek

Beden, ruhun bu dünyadaki tek evi ve en kıymetli örtüsüdür. Ona iyi bakmak; bir kalıba sığma çabası değil, yaşam yolculuğuna eşlik ettiği için ona saygı gösterme şeklidir. Evin çatısı onarılmalıdır ki, "içerideki misafir" yani kendilik, orada güvenle ikamet edebilsin.



Kaynakça:

Fromm, E. (2014). Sevme Sanatı. (I. Gürbüz, Çev.). Payel Yayınları.

Neff, K. (2011). Öz-Şefkat: Kendinize Karşı Nazik Olmanın Kanıtlanmış Gücü. Diyojen Yayıncılık.

Blog

Blog

Blog

Diğer Yazılar