Hiç kimse profesyonel hayata "boş bir sayfa" olarak başlamaz. Ofis kapısından içeri girerken yanımızda sadece teknik becerilerimizi değil, aynı zamanda tüm erken dönem ilişki geçmişimizi de taşırız. Psikodinamik perspektifle bakıldığında; hiyerarşi, otorite ve rekabet dinamikleri, çocuklukta ebeveyn ve kardeşlerle kurulan o ilk bağların canlanması için mükemmel bir sahnedir.
Kernberg ve İçsel Nesne Haritaları
Otto Kernberg’e göre kişiliğin temel yapısı, ilk ilişkilerimizin zihnimizde bıraktığı izlere (kendilik ve nesne temsilleri) göre şekillenir. İş yaşamında insan, stres altındayken mevcut gerçekliğe değil, o durumun tetiklediği bilinçdışı bir senaryoya yanıt verebilir. Yönetici veya iş arkadaşı, o anki gerçek kimliğinden sıyrılıp zihnimizdeki "kritik bir figürün" (anne, baba, kardeş) yerine geçebilir.
Senaryo 1: Takdir Edilmeyen Çocuğun Sahnesi
Çocukluğunda ne yaparsa yapsın "yeterince iyi olamayan", sürekli bir eksikle eleştirilen bir yapıyı düşünelim. Bu kişinin zihnindeki "otorite" şablonu şudur: "Sadece açıklarını ararlar ve hayal kırıklığına uğratırlar."
İş yaşamında bu kişi, çok emek verdiği bir projenin sunumu sonrasında, nötr ve verimlilik odaklı bir yöneticiden "Teşekkürler, maili paylaş." şeklinde kısa bir geri bildirim aldığında, bu tonu bilinçdışında "soğukluk" ve "reddedilme" olarak duyabilir. O anda yönetici, gerçek bir profesyonel olmaktan çıkar ve "takdir etmeyen eleştirel ebeveynin" ta kendisi olur. Bu tetiklenme; derin bir hayal kırıklığına, motivasyon kaybına ve nihayetinde e-postalara geç dönmek veya toplantılarda somurtmak gibi pasif-agresif savunmalara yol açabilir. Yönetici ise bu ani değişime anlam veremeyebilir, çalışanın tutarsız olduğunu düşünmeye başlayabilir.
Senaryo 2: Kontrol ve Özerklik Çıkmazı
İkinci bir senaryoda, kontrolcü ebeveynler tarafından "Sen bilmezsin, ben bilirim." mesajıyla büyütülmüş, özerkliği engellenmiş bir bireyi ele alalım. Bu kişi için "kontrol edilmek" güvenlik, "özgürlük" ise tehlike veya ihmal demektir.
Kontrolcü Yönetici Karşısında: Bilinç düzeyinde rahatsız olduğunu söylese de, bilinçdışı bu tanıdık dinamiğin içinde kendini güvende hisseder ve "mükemmel itaatkâr çocuk" rolünü sürdürür. Kurallara harfiyen uyar, risk almaz, yaratıcılık göstermez. Bir tarafı ise ihtiyacı olan sınırları koruyamadığı için içten içe öfke duyabilir. "Kontrol edilmeyi" hem bir "boğulma" hem de bir "ilgi/güvenlik" işareti olarak çelişkili bir şekilde deneyimler. Yönetici ise bu bağımlılıktan beslenebilir ve " bensiz yapamaz" diye düşünür.
Destekleyici Yönetici Karşısında: Yönetici ona özerklik tanıdığında, bu özgürlük "terk edilme" gibi hissedilir. Yoğun bir panik yaşayan birey, bilinçdışı düzlemde yöneticiyi tekrar "kontrol eden" rolüne sokmak için küçük hata yapabilir veya sürekli onay arayarak yöneticinin müdahalesini tetiklemek isteyebilir.
Çözüm: Yetişkin Koltuğuna Geçmek
Bu içsel nesne ilişkileri canlandığında, hissedilen duygular mevcut durumun gerçeğinden çok daha yoğun yaşanır. Çalışırken sorun yaşanan kişilerin gerçek kişiliğiyle ilişkili olsun veya olmasın, zihinde o arkaik roller yeniden hayat bulur. Buradaki en kritik eşik, zor da olsa bu canlanma anını yakalayabilmektir.
"Şu anda ne hissediyorum?"
"Bu hissi geçmişte nereden tanıyorum?"
"Karşımdaki gerçekten o mu, yoksa ben ona eski bir rolü mü giydiriyorum?"
Bilinçdışı malzemenin bilince gelmesiyle, "çocuk" tarafın tetiklenmesi yerini "Yetişkin Benlik" tarafına bırakır. Yetişkin taraf, ihtiyaçlarını net bir şekilde belirleyebilir ve durumu bir kişilik mücadelesinden (çocuk-ebeveyn) çıkarıp bir iş problemine (yetişkin-yetişkin) dönüştürebilir.
Sonuç olarak; iş yaşamındaki her zorluk bir kişilik mücadelesi değildir. Kendi tetiklenme noktalarımızı ayrıştırmak, profesyonel maskelerin altındaki o kırılgan çocuğun sesini anlamak ve onu yetişkin bir sorumlulukla yönetmek şifanın kendisidir.

Kaynakça:
Bollas, C. (2019). Nesnenin Gölgesi: Düşünülmemiş Bilinenin Psikanalizi. Metis Yayınları.
Greenberg, J. R. & Mitchell, S. A. (2018). Nesne İlişkileri ve Psikodinamik Kuram. (S. Katlan, Çev.). İthaki Yayınları.
Kernberg, O. F. (2012). Sınır Durumlar ve Patolojik Narsisizm. (M. Atakay, Çev.). Metis Yayınları.




